13/5/2006 - Seyahat
İbn Arabi der ki: Halkla haşır-neşir olmak sıkıntı ve huzursuzluk sebebi olduğundan , Hak ile huzur halinde olmak ve ibret almak için arzda cevelan/seyahat etmek ehlullahın niteliği olmuştur. Seyahatten maksat, Hak ile üns halinde olmaktır. Sıradan insanlar bedenleriyle ve nefsin hazları için arzda dolaşırlar. Özel kişiler, makuller ve mana âleminde ilim ve marifetin çeşitli menzillerinde aklen ve fikren seyahat ederler. Sufiler şöyle düşünürler: Ey kullarım! Şüpheniz olmasın ki arzım geniştir. Yalnız bana ibadet ediniz (Ankebut; 29/56). Bütün yeryüzü Allah’ındır ama burada Allah’ın arzından maksat, kimsenin mülkü olmayan ıssız ve sessiz sahralardır. Seyahate çıkıp buralarda ibadet etmek, nefes-i rahmanî bulup ferahlamaktır. Bazı sufiler bu ayete dayanarak sefere çıkarken diğerleri, “Nerede olursanız olun O sizinle birliktedir” (Hadîd; 57/4) mealindeki ayete dayanarak ikameti ve hazar halinde olmayı tercih ederler. (el-Fütuhatu’l-Mekkiye, II,387)
Süleyman Uludağ, İslam Geleneğinde Seyahat Kavramı, Keşkül – Sûfi Gelenek ve Hayat – Dergisi, 4. sayı
|
|
Yorum yaz!
|
2007-11-06 10:29:25 - halkla haşır neşir olmak |
| Yazan: levent |
İbn Arabi der ki: Halkla haşır-neşir olmak sıkıntı ve huzursuzluk sebebi olduğundan , Hak ile huzur halinde olmak ve ibret almak için arzda cevelan/seyahat etmek ehlullahın niteliği olmuştur....
halkla haşır neşir olmak eğer bir gaye için olursa ne güzel ve karşılığı cennet. karşılığı ne dünya ne de ahiret için olursa her iki dünya da da karşılığı bir hiç olur.
yapılan işlerin karşılığını beklemek yanlış ta değildir zaten. ama karşılıksız yapabilmek güç ister. cennet ümidi ile yapmak veya cehennem korkusu ile yapmak ta sonuçta yaptığımız iş için bir karşılık beklemektir. işi sadece Ona adayarak yapmak en doğru bakış açısı. onun için bunun için değilde Allah için. en adaletyli olanı da bu.
halkla ilişki konusunada şu bakış açısıyla da bakmanızı rica ederim.
"ey mutmain olmuş nefs. Allah senden razı, sen Ondan razı olarak gir kullarımın arasına oradan gir cennetime" ayeti kerime cennete giriş yolunun kulların arasında geçtiğini vurguluyor. kulların arasına girmeden, dert çekmeden kahır üstlenmeden manevi miraçlar ne mümkün. tabiki gayesiz yapılmış her iş bu söylediklerimin dışındadır. |
| Bağlantı |
2006-11-24 21:02:51 - Gönül dostu olmak gerek |
| Yazan: Mete YILMAZ |
Sevgili kardeşim çok güzel aktarmışsın konuyu.
İbni Arabi hazretlerinin hayatıma yön vermemde ciddi bir yeri vardır.
Tüm dostlara sesleniyorum. Bu güzel insana ait, o güzel eserlerini okuyun.
Sizi nereye çıkaracağına öyle şaşıracaksınız ki.
Sizi o kadar güzel bir sonuca götürecek ki.
O güzel insanların yolundan yürümeye devam arkadaşlar, yolda yalnız değiliz, düşenlerin elinden tutup kaldıranlar var her zaman.
Emeğinize sağlık.
Saygılarla... |
| Bağlantı |
2006-07-07 13:47:29 - arzda cevelan |
| Yazan: serdumen |
"Kapıya gelen yolculara bak. hepsi de birbirine dayanıp yoldaş olmuş, gelmişler!
Her zerreye ayrı bir kapı var; şu halde her zerreden ona başka bir yol var!
Sen ne bilirsin hangi yola gideceğini: hangi yolla o kapıya varıp ulaşacağını?
Onu apaçık ararsan işte o zaman gizlenir... gizliliklerde ararsan açığa çıkar!
Açıkta aradığın zaman gizlidir, gizlide aradığın zaman meydanda!
Onu, onunla tanı, kendinle değil. Yol, ondan başlar, ona gider: akıldan başlamaz!"
Feridüddin-i Attar
selam ile..
|
| Bağlantı |
2006-06-27 19:18:23 - "Özel kişiler, makuller ve mana âleminde ilim ve marifetin çeşitli menzillerinde aklen ve fikren seyahat ederler." |
| Yazan: bireskiistanbul |
Özellikle inancı zayıf kimselere dünya dar gelir; öyle ki nereye gitseler mutlu olamazlar, sürekli yeni bir yere gitme ihtiyacındadırlar.
Ama inancı sağlam kimseler için fiziki varlığın nerede olduğunun pek önemi yoktur, çünkü Allah zaten hep bize en yakın mesafededir.
İbn-i Arabi'yi tanıma fırsatı verdiğiniz için teşekkürler... |
| Bağlantı |
2006-05-30 11:08:01 - .. |
| Yazan: ilkayoguzhan |
merhaba,
İbn Arabi hakkında pek bilgim yok
bir kitabını almıtşım İlahi aşk diye
bayağı ağır bir kitap yani bana öyle geldi okuyamamıştım seneler önce hala durur kitaplığımda hatırlattınız bir karıştırmak gerek sayfalarını..
ayrıca çok güzel İbn Arabi hakkında bir blog hazırlamak
isteğinize muvaffak olursunuz inşaallah biz de sizden faydalanırız.. |
| Bağlantı |
2006-05-28 15:37:54 - kendi varlıklarını göremeden.. |
| Yazan: msaliheroglu |
İnsanlar, dağların zirvelerini, denizlerin dalgalarını, büyük ırmakları ve engin okyanusu görmek için seyahat ederler. Fakat bunun yanısıra en büyük mucize olan kendi varlıklarını göremeden bu dünyadan göçerler..
(Saint Augustin) |
| Bağlantı |
2006-05-18 09:37:31 - konuna destek |
| Yazan: gonulcedost |
REHBER
Her gün bakarız çevremize ve her gün birilerini örnekleriz yaşantımızda.
Örnek aldıklarımızda bir başkasını örnek almıştır sonunda...
Bütün mesele rehber veya öğretmenimizin doğruluğu.
Maneviyattan yoksun, materyalist bir toplumda, aklın vahye, bilimin ilme hakimiyet kurarak, insanı maddeleştirip, cinsel bir hayvanmış gibi iç güdüleriyle yönlendirmesi toplumları yozlaştırmakta.
Herkes bir diğerini sömürmek, ezmek ve kullanmak için planlar düzmekte,
oysa insanın doğasında bu yoktu başlangıçta.
Kur’ansız ve rehbersiz topluluklar her zaman karanlıkta kalmaya mahkum olmaktadırlar...
Dönülmez sanılan bu karanlık yol aslında tövbe ve tezkiye ile öyle çabuk aşılabilir ki;
yeterki biraz sabır, biraz azim ve biraz gayret.
gayretinize dua ve muhabbet dileklerimle
cafer tayyar kendir
|
| Bağlantı |
2006-05-17 13:00:17 - sartre den... |
| Yazan: MesaleM |
'Halkla haşır-neşir olmak sıkıntı ve huzursuzluk sebebi olduğundan ...'
yücelerin bu bahiste aktardıkları yüzlerce bilgi ve metin üzerine aynını tekrar etmek veya ilave söz söylemek istemem...
Yalnız, yukarıdaki satırı okurken bir anda aklma gelen:
SARTRE dan bir cümle hatırlıyorum: 'Cehennem Başkası!' der. bir romanında...
nihayetinde lafı dolaştırıp bir hiçliğe ve hiççiliğe bağlasa da, sartre nin bu sözünün gerçek manasının yukarıdaki satırda gizlenmiş-mündemiç olduğunu görmek zor olmasa gerek...
ve iki kola ayrılıyor şimdi b satırları yazarken ben cehennem başkasının bende uyandırdığı mana:
birincisi, kendi içine dönmek ve 'kendini idrak ederek' mesut ve mutlu olmak hasretini içten içe çeken insana engel başkası dır... 'ben' ve 'ben olmayan-başkası'...
ikincisi,
halk ile alaka haktan dolayı halk olmayıp, kendinden ibaret halk alakası olursa, cehennemi kucaklama vesilesini bulmuş oluruz en kallavi tarafından...
cehennem başkası... bunu bazen nasılda derinden duyar insan... yalnız kalmak ister...
|
| Bağlantı |
|
Hakkımda
Aşk, vecd ve istiğrak hâli öyle bir ummandır ki ancak ehline mâlum olan bir cilve-i Rabbânî'dir.
Yine bu sır ilminden bir kısmını, rumuzlu bir şekilde de olsa satırlara aksettiren Muhyiddîn ibn Arabî'ye, ehlullâh büyük değer vermiş, ifâdelerinin derûnundaki kâbına varılmaz sırların hakîkatlerini seyretmişler, onu "Şeyh-i Ekber" diye yâd etmişlerdir. Bâtınî âlemden uzakta olanlarsa bu nükteyi çözemedikleri için, onu küfürle ithâm etmişlerdir.
Eğer sırlara tahammül edecek dost ve sırdaş
Kategoriler
|