2/7/2006 - Kalplerinizdeki karışıklık olmasaydı

İbn Arabi şöyle der:
Allah bizim göz ve kulaklarımızı cansız ve bitki diye isimlendirilen şeyleri duymaktan perdelemiştir. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: ‘Kişi ayakkabısının bağı ile konuşmadan kıyamet kopmaz.’ Böylece Hz. Peygamber tam keşif sahibi olmuş ve bizim göremediklerimizi görmüştür. Hz. Peygamber Allah ehlinin kendisine göre amel ettiği ve doğru olduğunu gördükleri bir meseleye dikkat çekmiştir: ‘Çok konuşmasaydınız ve kalplerinizdeki karışıklık olmasaydı Benim gördüğümü görür, duyduğumu duyardınız.’
Ekrem Demirli, İbnü’l Arabi’nin Alem ve Tabiat Görüşü, Keşkül – Sûfi Gelenek ve Hayat – Dergisi, 5. sayı
|
|
Yorum yaz!
|
2006-12-21 15:22:29 - Kalplerinizdeki karışıklık olmasaydı |
| Yazan: yolcu |
| demek ki çok konuşmak kalbi karartıyor, kalpteki karışıklık da basireti köreltiyor... Az konuşmak ve mümkün olduğunca hayatın karmaşasına bulaşmadan tevekkül içinde bir hayat belki basiretimizi açacak, bizi saflaştıracaktır... |
| Bağlantı |
2006-08-12 10:54:14 - abıhay olmak içinse kabı doldurmak gerek |
| Yazan: NurulEnvar |
merhaba dostum
çok güzel ve bi okadarda haklısınız.
efendimizi tanımadan onu anlamadan onun hakkında yorum yapmak sanırım abes olur. bu dem yaşadığımız iklimle özdeşen bir yazımı sizin o asude bloğunuzda dillendirirsem sanırım maksadımda hasıl olur .
rabbim feraset ve bi okadarda basiretle o son ana selam ile gel denenlerden eylesin sizleri...amiiin.
ENFÜS VE AFAK
Kendi sılamın mekanları viran bu dem.
Zulmün ateşiyle yanarak enkaza dönen mekanların nerede?
Yağmur ve rüzgar sonrasında kara bulutlarla gölgelenmişler.
Sabrın özünde ilmin neden ve niçini olmamış olsa idi,
bu çığlıksız çığlıklara sesli, sesli ağlayablirdim.
Bizmiydik o en ihtişamlı zamanların mütevazi insanları
gönüllere rengarenk gül dikerek, gülistanlar eyleyen bizmiydik?
Gözü yaşlı masum bebeklere, dul ve yetimlere yardım eden,
komşularına emin müstesna bir kimlik arz edenler bizmiydik?
Duaların gönülsüzleştiği, ilmin unutulduğu,
muhabbetin özü tamamen yerle bir olduğu bu demde
belalar, musibetler, çetin bir imtihandan geçirirken hepimizi...
hala uyumakta, hala gafletteyiz.
Enfüste ve afakta özlenen insan varlığının şifresini çözemediğimizden,
acılı ve kederli bir hayata talip olduk ta, “ayn” şifresindeki öz çözülemedi.
Örnek şu ki: afakta ülke genelinde gayri adil haksızlıklar
insanları isyan noktasına getirirken.
Enfüste fert, birey olarak isyan eden
biz ise nefsin her tür ameliyatı mübah gören bu kimliği ile,
Allah’a isyan ederken, nasıl olurda şikayet ederiz diye düşünüyorum.
Bir an yeniden o ayetin izdüşümünde bakıyorum
afak: Türkiye, afak: Cumhuriyet, afak: Cumhurbaşkanı, afak: Başbakan,
afak: hükümet, afak: hazine, afak: ticaret, afak: sermaye,
afak: (deyim yerindeyse) şimdilerde rant, rantiye.
Ya enfüs?
Enfüs: insan, enfüs: iman, enfüs: akıl, enfüs: amel, enfüs: ibadet, enfüs: işte o,
kaçımız onun hazzına erebildik?
Kaçımız can-ı gönülden dua edebildik?
Kaçımız nefse karşı azim bir gayret gösterebiliyoruz?
Afak: Allah emrine rıza gösterebilmek.
Afak: mazlumlara adil davranmakmı?
Afak: bela ve musibetlerden ibret alırmı?
Ne dersiniz! Enfüste ve afakta imtihan olan bizler,
şu an ne haldeyiz?
abdullah mehmet cemaloğlu...sakarya |
| Bağlantı |
2006-08-09 22:16:07 - selam uzak olmadığımız. |
| Yazan: MesaleM |
ezel-eski aklımdan çıkmayan :
günün biri ve vakitlerden erce biraz. o elbet... ve gözleri varlığın derinlerine sirayet edici bir ışık ile aydınlanırken... dilinden dökülen:
'Rabbim, eşyanın hakikatini bana OLDUĞU GİBİ göster...'
ve bir lahza duraklamanın ardından dudaklarında tüm kainata nizam ve huzur dolduran iğreti varlığa ayakta durma gücü veren hudutsuz ince ve zarif bir tebessüm...
NE GÖRDÜ?... ilk okuduğum andan itibaren ömrüme yemin olsun zihnimi kurcalayan soru: Allahım ne gördü?...
ilk telaşlı heyecan geçince zihnimde soru:
bütün ilim adına arayışların üzerinde latif bir buğu gibi tutan mana bu değil midir?..
kafir veya mümin... tüm insan oluş ve çabalayışlarının bilerek ve bilmeyerek bu duanın icrasından ibaret olduğunu söylesek bunun nesi mübalağa olur?...
Eşyanın hakikati: tüm felsefenin silolarca kitap dağlarıyla aradığı...
akla gelen:
dua... duanın hakikatı... onu da gösteren o... layıkıyla etsen bulursun-verilir: aramaya ne hacet!...
ve israil... sitemize bir uğra lütfen... ve fikrini beyan et... muntakim olanın adıyla selam dostlara... |
| Bağlantı |
2006-08-09 16:06:01 - Kibrit-i Ahmer |
| Yazan: meveddet |
Slm
Hasan Fehmi Kumanlıoğlu'nun çevirdiği Kibrit-i Ahmer kitabı 9 Eylül üni.İlahiyat Fak. yayınevinden çıktı.Haberiniz varmı?
Düzenleyen meveddet gün: 13/9/2006 saat: 09:14 |
| Bağlantı |
2006-07-12 11:00:28 - ... |
| Yazan: esin |
ne çekiyorsak dilimizden çekmiyor muyuz..
Allah razı olsun..
hayırlı ve bereketli günler! |
| Bağlantı |
2006-07-07 19:36:35 - ///. |
| Yazan: orkunintifada |
o kadar cok konustuk ki,o kadar karisiklik icindeyizki kaldirdigimiz toz balciga donustu,balcigin icinden nurun isigini goremiyoruz..
ALLAH BIZI NURLANDIRSIN INSALLAH.
vesselam |
| Bağlantı |
2006-07-02 22:14:01 - Marmara Fm 105.3 |
| Yazan: birdirbir |
Perşembe akşamları Mehmet Genç'in Füsus ül Hikem şerhi ile ilgili radyo programı var dinliyormusunuz?
Bu hafta mukaddimesi yapıldı. Pazartesi(3/7) Moral Fm'de tekrarı var (gece yolculuğu programında)
İbnül Arabi 'yi anlamak isteyenlere tavsiye ederim.
Her vaktiniz hayr olsun |
| Bağlantı |
|
Hakkımda
Aşk, vecd ve istiğrak hâli öyle bir ummandır ki ancak ehline mâlum olan bir cilve-i Rabbânî'dir.
Yine bu sır ilminden bir kısmını, rumuzlu bir şekilde de olsa satırlara aksettiren Muhyiddîn ibn Arabî'ye, ehlullâh büyük değer vermiş, ifâdelerinin derûnundaki kâbına varılmaz sırların hakîkatlerini seyretmişler, onu "Şeyh-i Ekber" diye yâd etmişlerdir. Bâtınî âlemden uzakta olanlarsa bu nükteyi çözemedikleri için, onu küfürle ithâm etmişlerdir.
Eğer sırlara tahammül edecek dost ve sırdaş
Kategoriler
|