30/1/2006 - İki yanlış bilginin tashihi
Aşağıda, İbn Arabi’ye dair bilinen yanlış iki bilginin tashihi babından Kibrit-i Ahmer’in Peşinde’den alıntılar var. İlki fukahanın Şeyh-i Ekber’e karşı tutumuna dair, ikincisi ise İbn Arabi’nin vefatına dair. Vefatına dair yanlış bilgi (aşağıda mevcut) malesef bazı dergilerde ve web sitelerindeki yazılarda gerçekmiş gibi geçiyor. Bu yüzden buraya aktarmak gereğini hissettim:
İbn Arabi’nin irfanının onun sağlığı sırasında fukahanın ciddi eleştirileri ya da hücümlarına maruz kalmadığı görülecektir. Fukahanın kısm-ı azamı İbn Arabi’yi muteber bilmekte, ona hürmet göstermekte ve hüsn-i zan beslemektedir. Yarım asırdan daha kısa bir zaman sonra İbn Teymiye ya da Kutbettin Kastalani gibi zevatın eliyle İbn Arabi’ye, irfanına ve taraftarlarına karşı açılacak amansız savaş düşünüldüğünde, Şeyh-i Ekber yaşadığı sırada insanların onda gördüğü hal ve şeriata sımsıkı riayet eden hayat tarzının onu bu süre boyunca her türlü şüphe ve su-i zandan uzak tuttuğu neticesine varılmaktadır. (s. 266-267)
* * *
Acaba evinde sükunet içinde mi vefat etmiştir? İtimat edilebilecek kaynakların hiçbirinde bunun aksini düşünmemize sebep olacak bir kayıt bulunmuyor. Ancak Şam’da nesilden nesile aktarılarak günümüze kadar ulaşmış oldukça acayip bir kıssa çok meşhur olmuştur. Bu kıssaya göre Şeyh-i Ekber katledilerek öldürülmüştür, çünkü halkın önünde “Sizin Rabb’iniz benim ayağımın altındadır.” cümlesini sarfedecek kadar pervasızdır. Katiller şiddetle cezalandırılır ve Şeyh-i Ekber’in de tam öldürüldüğü noktaya defnine karar verilir. Fakat mezar için toprak kazıldığında, Şeyh-i Ekber’in ölümüne sebep olan cümleyi söylediği yerin hamen altında içi altınla dolu bir sandığın gömülü olduğu görülecektir. Kıssa bittiğinde tefsiri de hiç gecikmeden yapılmakta, Şeyh-i Ekber’in ehl-i dünya ve ulemaü’s-su’nun yegane mabudunun dünya olduğunu kasdettiğini belirtilmektedir. Aslında bu kıssanın zevkten mahrum olmadığını itiraf etmeliyiz, ama yine de tamamen uydurmadır ve herhalde halka tesir etmek isteyen bir kıssacı tarafından hayal edilmiştir. İbn Arabi’nin vefat ve cenazesine ilişkin pekçok tanıklığa sahibiz, ama bunların hiçbirinde böyle bir olaya işaret edilmez. (s. 291)
Claude Addas, Kibrit-i Ahmer’in Peşinde, Çev: Atila Ataman, Gelenek Yayıncılık
|