"Varlıklar gelir, İlahî isimlere ayna olur, görünür ve yiterler."

8/4/2006 - Hz. Muhammed Mustafa

Kategori: Kitap

 

Birgün Câbir –radıyallâhu anh- Peygamber Efendimiz –sallallahu aleyhi ve selem-’e   gelerek:

 

“- Anam babam Sana feda olsun ya Râsûlallah! Bana yaratılan ilk şeyin ne olduğunu bildirir misin? ” diye sormuştu.

 

Râsûlallah –sallallahu aleyhi ve selem-:

 

“- Ey Câbir! Allah Teala, her şeyden önce senin peygamberinin nûrunu, zâtının nûrundan yaratmıştır…” cevabını verdiler. (Aclûnî, I, 265)

 

İbn Arabî Hazretleri, bu hususta şu mütalaalarda bulunur:

 

“Allah Teala, Muhammed –aleyhisselâm-’a peygamberliğini müjdelediği vakit Âdem –aleyhisselâm- henüz yoktu, su ile çamur arasında idi… Böylece nebî ve rasuller vasıtasıyla ortaya çıkan bütün şeraitlerin evveli ve batını olmak hükmü, Allah Rasulu için tahakkuk etmiş oldu. Peygamberimiz daha o zaman şeriat sahibi idi, çünkü hadîs-i şerfinde: “Âdem rûh ile cesed arasında iken ben nebî idim” buyurmuştur. “Ben insandım” veya “Ben mevcut idim.” buyurmamıştır. Nübüvvet, ancak Allah tarafından kendisine verilmiş bir şeriatle söz konusu olur” (İbn Arabi, el-Fütühat, II, 171; IV,66-67)

 

İbn Arabî Hazretleri diğer bir eserinde de şöyle der:

 

“Râsûlallah –sallallahu aleyhi ve selem-, insan nev’i içinde varlığın en mükemmelidir. Bunun içindir ki nübüvvet O’nunla başladı, O’nunla sona erdi” (İbn Arabi, Füsûsu’l-Hikem, IV, 319)

 

Hazret-i Mevlana Mesnevi’sinde buyurur ki:

 

“Gel ey gönül! Hakiki bayram, Cenâb-ı Muhammed’e vuslattır. Çünkü cihanın aydınlığı, O mübarek varlığın cemâlinin nûrundandır.”

 

s. 58-59

 

Osman Nuri Topbaş, Hazret-i Muhammed Mustafa, c.1, Erkam Yayınları

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2006-08-01 21:30:25 - ....

Yazan: islamgencligi
ellerinize sağlık kardeş gerçekten güzel bir yazı
Bağlantı

2006-05-11 13:42:01 - SELAM İLE

Yazan: anadoluhaber
SAYGILARIMI SUNARIM NASILSINIZ ? SİZİ BAYAĞI SÜREDİR TAKİP EDİYORUM BU GÜZEL SAYFALAR İÇİN TEŞEKKÜRLER EEDRİM BAZI ARKADAŞLARDA BU BÜYÜK ŞAHSİYET HAKKINDA ONA KARŞI BLOG AÇMIŞLAR ANLAM VEREMİYORUM AMA İNŞAALLAH BU YOLLARINDAN DÖNERLER BU BÜYÜK ŞAHSİYETİ KARALAMAK NE HADLERİNE RAHMETLE ANIYORUZ MUHYİDDİNİ ARABİ HZ LERİNİ VESSELAM
Bağlantı

2006-04-22 21:11:49 - peygamberim

Yazan: serdumen
Allah'ın zatının nurundan peygamberi nur ;
cihanın aydınlığı peygamber cemalinin nuru
ve "- Ey Câbir! Allah Teala, her şeyden önce senin peygamberinin nûrunu, zâtının nûrundan yaratmıştır"deyişindeki "senin peygamberin" iyelik takısı:nurun ala nur
selam ve nur ile..
Bağlantı

2006-04-09 16:56:04 - merhabalar...

Yazan: Enna
MEVLİD KANDİLİ'NİZİ TEBRİK EDERİM...
Hz. Muhammed in doğum yıldönümü olan bu gecenin; herkese, hayırlara vesile olmasını bütün kalbimle diliyor; dualarınızda yer almayı temenni ediyorum...
Hak Teâlâ Hazretleri buyuruyor:
"Ey Resûl-i Ekremim! Benim kullarım "Rabbi-miz uzakta mıdır, yakında mıdır?" diyerek sana beni sordukları zaman sen onlara cevap ver ki: Ben onlara pek yakınımdır. Bana duâ eden kulumun duasını kabul ederim. Duâ ettiğinde benden duâlarının kabulünü istesinler. Ve bana îman etsinler. Umulur ki onlar îmanları ve duâları sebebiyle doğru yola vâsıl olurlar ve irşâd olunurlar. "(Bakara Sûresi, 186)
Bağlantı

2006-04-08 12:48:29 - öyle güzel ki...

Yazan: MesaleM
fikir...fikir... aziz olan ne varsa hayata dair... hepsi ve herşey... bir fikre ve bir de onun hareket ettiricisi olan, içine işlemiş ve işleticisi olan fail sıfattaki aşka tercüme ettirilmiştir...
ah fikir... ve hep fikir...
ilk önce yarattılan... kelme i ehem, nuru muhammedi, ruhi ekmel, külli ruh... külli ruh... hegelin veya batının en nihayet geist dediği... geist-malum-ruh-mutlak ve ve KADER...
ve fikir... batı ancak bu kadar yükselebiliyor. burdan öte giden yok. ve geist ten kastetmek istedikleri ruhu muhammedi olsa da, asla kastettiklerini işin erbabları gibi tanımlayamıyorlar...
neden... işte şimdi bu satırları yazarken sezdiğim ve doğru düzgün dillendirip dillendiremeyeceğimi daihi bilmediğim, gönle gelen bir fikir:
hani bir adım yukarıda dedim ya... fikrin içine işlemiş işletici sıfatta, onu ileri doğru hareket ettiren saiktir aşk...
ve aşk... bilmekten önce inanmak demektir... bir tablo karşısında teknik resim bilgilerine göre kritik eden akldan evvel, estetik bir hal ile duygulanan haldir bir manada... aşk...
ve batı... inanmadığı için gökte gördüğü güneşi reddedemediği için diğer yandan, ancak tarif edebiliyor eksik ve yarım... inansa... yükselecek vasıtasız ve araçsız ve girecek içine güneşin, yanacak... ve sırrını verecek ona güneş... aşık değil batı... bu yüzden ancak anlatabilir dış yüzden gördüğünü...
batının fikrinin içinde aşk yok... sadece fotoğraf kareleri almayı biliyor...
ve diğer cephede ise... ayet hadis veya ne ise bulduğu, papağan misali tekrar edenler...
al birini vur ötekine ve var git yoluna diyor bir ses...
gidiyoruz bakalım...
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Aşk, vecd ve istiğrak hâli öyle bir ummandır ki ancak ehline mâlum olan bir cilve-i Rabbânî'dir. Yine bu sır ilminden bir kısmını, rumuzlu bir şekilde de olsa satırlara aksettiren Muhyiddîn ibn Arabî'ye, ehlullâh büyük değer vermiş, ifâdelerinin derûnundaki kâbına varılmaz sırların hakîkatlerini seyretmişler, onu "Şeyh-i Ekber" diye yâd etmişlerdir. Bâtınî âlemden uzakta olanlarsa bu nükteyi çözemedikleri için, onu küfürle ithâm etmişlerdir. Eğer sırlara tahammül edecek dost ve sırdaş

Kategoriler