"Varlıklar gelir, İlahî isimlere ayna olur, görünür ve yiterler."

9/2/2006 - Gezgin

Kategori: Hayati

 

Sadık Yalsızuçanlar'ın kaleme aldığı Gezgin isimli roman "Şeyh-i Ekber hazretlerinin manevi hayatını konu ediniyor".

 

[Gezgin,] Şeyhin görüntüsüne bakarak, ‘sizi’ dedi, ‘ilk kez gördüğümde dergâhta müritlerinizle birlikte oturuyordunuz. Bana, ‘sana daha önce açmış olduğum bir meseleyi açalım’ demiş ve beni işaret etmiştiniz. Benim ilk defterimdeki şu sözüme daima hayret ettiğinizi söylemiştiniz, ‘hiç varolmamış olan ortadan kalkıp daima varolmakta olan kalıncaya değin... Bununla ne demek istediniz?’ diye sormuştunuz. Ben susmuştum. Orada bulunan dostlarımdan birinin cevaplamasını beklemiştim. Ama kimseden ses çıkmamıştı. Bunun üzerine bana yönelmişti bakışlarınız. Cevabını bilmeme rağmen konuşmaktan çekinmiştim, siz de bunu anlamış, üstelememiştiniz. Şimdi de size cevap veremeyeceğim, bu, sanırım, benim gerçeği söyleme konusundaki duyarlığımın azlığından değil, biliyorsunuz. Sadece, bazı şeylerin susularak anlatılabileceği, bazı sırların ise açığa vurulmaması gerektiğine ilişkindir. Hatırlarsınız, bir gün dergâhta aşktan söz ediyordunuz. Bir kuş gelip pencereden içeri süzüldü. Siz anlatımınızı sürdürdünüz. Kuş yanınıza sokuldu iyice ve gelip dizinize kondu. Siz bir şey olmamış gibi devam ediyordunuz, aşkın hallerini anlatmaya. Kuş, belki de bizden daha dikkatle dinliyordu sizi. Nihayet o İlahi sırdan söz ettiniz: ‘Beni isteyen Beni arar, Beni arayan Beni bulur, Beni bulan Beni sever, Beni seven Bana aşık olur, Bana aşık olana Ben de aşık olurum. Ben aşık olduğumu öldürürüm. Öldürdüğümün diyetini ödemek Bana düşer. Onun karşılığı da bizzat Benim.’ Kuş bunu duyunca dizinizden indi, tüm gücüyle gagasını yere vurdu ve ağzından kan boşandı, oracıkta can verdi. (s. 61-62)

 

* * *

 

Guadalquivir sahilinde dolaşırken ve ırmağın yüzeyindeki yakamozlara bakarak, varlığın tanrısal adların belirmesinden ibaret olduğunu tefekkür ederken ansızın bir ışık gördü. Nehrin zamanın nesnelerin üzerinde bir rüzgar gibi esişine benzer biçimde sessizce akışı sırasında, her an bir tazelenme ve yenilenme yaşadığını düşününce görünmüştü ışık. Ona baktı ve bir çehrenin içinden büyüyerek yükseldiğini farketti. “Ona iyi bak” diyordu, “o kabarcıklar ve yakamozlar, o küçük dalgalanışlar ırmağın kendisidir ama onları bakan çoğu göz başka bir varlıkmış gibi algılar. Oysa rüzgâr eser, su akar ve kabarır. Yakamozlar yanıp yanıp söner. Onlar nehre vuran güneşin kaynağından gelen bir ışıkla görünüp görünüp yitiyorlar. Yaşamın bir mecazı olarak nehrin bu hallerini, dünya hayatının tecellilerine benzetebilirsin. Varlıklar gelir, İlahi isimlere ayna olur, görünür ve yiterler. Yaşam bir şimşeğin çakışı gibidir, olur ve biter. Geçiciliğin gerisinde bir İlahi ismin güneş gibi şavkı vardır. O halde ona bakmalısın, o ışığa çevirmelisin bakışlarını.” (s.56-57)

 

* * *

 

İbn Arabi'nin Sühreverdi'ye yazdığı mektuptan:

 

Allah, nefsi, başka bir şeyi sevmesin diye Kendisi’nden başka herşeyden onu kurtarmayı arzular. Böylece, Kendisi’ni doğal bir biçimde nefse tecelli ettirir. Ve nefse, onun inkar edemeyeceği bir alamet verir. Bu alamete, zorunlu bilgi denir. Böylece nefis, o ruhsal ve cismani içerikteki bu surete doğru bir eğilim duyar. Ruhu, Kendisi’ne alıp, ona ikinci düzeyden nedenlerin mahiyeti bakımından, onda etkili olması gerektiğini öğretir. Nefs, ancak böylelikle O’nu tanır ve aradaki nedenleri kendi adına değil, O’nun adına sever. (s.97)

 

Sadık Yalsızuçanlar, Gezgin, Timaş Yayınları

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2007-08-03 09:30:23 - Gezgin (Ben beni seveni katlederim)

Yazan: feta
Kelâmı Halktan değil Hakk'dan dinliyenin algıladığı zevk ve lezzet diğer nimetlerin zevkine benzemez.Birisi Ruh'un gıdasıdır ki insanı münbasıt yapar, diğeri bedenin gıdasıdır ki insanı munkabız yapar.Şu halde O'nun huzurunda nefsini O'nun nefsinde katletki, Hızır (a.s) gibi gemini delsin, gulamı katletsin ve iki yetime ait duvarı düzeltsin....Gönlünüze sağlık..Selam dua
Bağlantı

2007-04-07 15:33:11 - kurban sırrı.!

Yazan: okan zengin
birbaşkasının adına hayatın harcanması bir anlamda hayatın kurban edilmesidir..tefekkür kavşağının ortasında bekleyen birsi olabilmek..nasip rüzgarların umut bağlayan olarak beklemek..beklemek..beklemek..
belki farkedilirim diye umuda yapışmak..yol rehberi aramak..kurban olmak..kurban etmek..çok açılımlı bir muamma.!
Bağlantı

2006-12-19 10:58:54 - Gezgin

Yazan: levent

ne derin mevzu... aşk.

Allah razı olsun sizden. ve biz de Ondan razı oluruz birgün inşallah.

biz Allah'tan razı O da bizden razı...
....
Bağlantı

2006-08-23 13:29:18 - ..

Yazan: kaknus
bir arkadaşım daha bitiremediğini söylemişti
biraz da kişinin ruh hali ile bağlantılı diye düşünüyorum
benim keyif ile okuduğum bir kitaptı
Bağlantı

2006-07-09 05:41:00 - gezgin

Yazan: isimsiz
romana başladım ama devam edemedim... iyi olmamış diye düşünüyorum... kitapta feyz yok. nhvnd
Bağlantı

2006-02-18 16:52:48 - Başlıksız Yorum

Yazan: konjenital
muhyiddin arabiyi biliyorum:
ama şeyhi ekber denildiğini bilmiyordum mübareğe.
teşekkürler.
sağlıcakla...
Bağlantı

2006-02-18 10:53:01 - Şeyh-i Ekber

Yazan: ibnarabi
Şeyh-i Ekber Hazretlerinin tam adı: Muhammed b. Ali Muhyiddin el-Arabi... Ama genelde Muhyiddin-i Arabi veya İbn Arabi diye bilinir
Bağlantı

2006-02-18 06:13:02 - Başlıksız Yorum

Yazan: konjenital
çok güzel bir kıssaydı.
bu arada şeyhi ekber hazretlerinin tam ismi ne?
biliniyor mu ismi?
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Aşk, vecd ve istiğrak hâli öyle bir ummandır ki ancak ehline mâlum olan bir cilve-i Rabbânî'dir. Yine bu sır ilminden bir kısmını, rumuzlu bir şekilde de olsa satırlara aksettiren Muhyiddîn ibn Arabî'ye, ehlullâh büyük değer vermiş, ifâdelerinin derûnundaki kâbına varılmaz sırların hakîkatlerini seyretmişler, onu "Şeyh-i Ekber" diye yâd etmişlerdir. Bâtınî âlemden uzakta olanlarsa bu nükteyi çözemedikleri için, onu küfürle ithâm etmişlerdir. Eğer sırlara tahammül edecek dost ve sırdaş

Kategoriler