"Varlıklar gelir, İlahî isimlere ayna olur, görünür ve yiterler."

16/10/2006 - Fenâ Risalesi

Kategori: Risaleler

 

İlahî Hitap kendisinin tercümanı olan en kutsal bir dille ‘ihlâs’ kavramını da getirmiştir. Kim ibadetini bir ‘ecr’ yani bir karşılık beklemeden ‘ihlâs’la yaparsa – ki böylece ‘hanif’ yolunu ve en yakın yolu tutmuş demektir – İlahi Emr’e uyma konusunda vefalı davranmış demektir. Böylece o şahıs ‘Ecr âlemi’ne ait biri değil de ‘Nur âlemi’ne ait biri olur.

 

“Allah göklerin ve yerin Nurudur.”(Kur’an 24/35); “Onların hem ödülleri hem de nurları olacaktır” (Kur’an 57/19); “Nurları önlerinden ve yanlarından koşar” (Kur’an 57/12); “Nurları onlara, ‘İşte, Ben sizin Rabbinizim’ der”. Onlar da O’na tabi olurlar.

 

Hakikat ehli yaptıkları amellerin ecrini, karşılığını yalnızca Allah’tan bekler; yaptıkları şeyler için O’ndan bir karşılık istemeleri mümkün değildir, çünkü buna vakitleri yoktur; çünkü Allah Tealâ ile öylesine meşguldürler ki başka ayıracak zamanları yoktur. Kim bundan yoksunsa, Allah'la ilgili bir paydan mahrumsa, işte o kimse kaybetmiştir. Farzların ve sünnetlerin yerine getirilmesiyle sonuç olarak ortaya çıkan ameller o haliyle sevabı gerekli kılarlar: Öyleyse ecr, yani bir amelin karşılığı konusunda pek endişelenme, kuşkuya düşme, çünkü bedenin yaptığı her hareketin mutlaka gözle görülebilecek sonuçları olması gerekir.  Öyleyse “Bu hareket’ler insana ne sağlayabilirler ki?” diye sorma, çünkü bu tür sorularla vaktini boşa harcamış olursun. Hakk Tealâ’nın dediği gibi, Subhanehu, O’nu noksan sıfatlardan tenzih ederiz; “O her gün yeni bir iştedir.” (Kur’an 55/29). ‘Gün’ kelimesi burada ‘bir anlık zaman’ demektir. O’nun işi senin hakkındadır, çünkü o iş senin için mevcuttur, Allah için değil, çünkü Allah’ın öyle bir işe ihtiyacı yoktur. O bundan münezzehtir. Üzerinde Kendisinin olmadığı hiçbir şey O’na yaratıkları tarafından iade edilemez. O ne yaratırsa, senin için yaratır. Öyleyse sen de bu durum karşısında O’na karşılık ver. Kendi payına sen de O’nunla ilgilen. Nasıl ki Rabbin senin için her bir iş yapıyorsa sen de her gün, her an Rabb’in  için bir iş yap. Kaldı ki “Rabb’in seni ancak kendisine ibadet edesin, O’na kul olasın”, ayrıca sen kendini O’nunla gerçekleştiresin ve O’ndan başkasıyla ilgilenmeyesin diye yaratmıştır.

 

İbn Arabî, Fenâ Risalesi, Çev: Mahmut Kanık, İz Yayıncılık

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2/5/2007 - yorum

Yazan: sevgigsm
cok tesekkürler ederim bu degerli bilgileri paylasdıgınızdan dolayı ALLAH yolunuzu acık etsin
Bağlantı

7/4/2007 - ayıp ediyoruz..

Yazan: okan zengin
heran yaratılışa can veren yaratıcının,yarattığı ile hiç ara vermeden ilgilenmesine karşılık yaratılanların onunla aynı şekilde ilgilenmemesi karşısında kaybeden..ayıp eden kesinlikle yaratılandır..dünyalık bedeniyle ömür çizgisine misafir olan insanların herşeyi "hazır"bulduğu halde göstereceği ilgide "serbest tercih hakkına sahip olanların bu konudaki kasıtlı veya kasıtsız ihmalleri kesinlikle "karşılık bulmalıdır".işte bu açıdan bakıp ta "sevap-günah"terazisini kurarsak ADALETduygusuna katkıda bulunmuş oluruz...endülüs havasıyla osmanlı suyunun birlikte tadlandırdığı anadolu islam hayatının lezzetini unutmak mümkün mü?
türk illerinden ve endülüs taraflarından gelen mübarek "candostlar"sayesinde anadolu binlerce yıldır islam aleminin kutup yıldızı gibidir..ALLAH rahmet etsin..
Bağlantı

7/4/2007 - kul olmakla kul olmamak..

Yazan: okan zengin
"kul peygamberin"kul mütefekkiri olmaktan şeref sahibi olan bir tefekkür mechulü..
"ben kulum"demenin bedelini merak edenlere tavsiye ederim.okusunlar da anladıklarını anlatsınlar bakalım ne kadar başarabiliyorlar..gizemli ve esrarlı kelimelerle cümle kurmakla halledilemeyecek kadar ciddi bir tekliftir bu aslında.!
kul olmakla kul olmamak arasındaki farkı farkedenlerin farkettiklerinden beni haberdar etmeleri beni çok ama çok sevindirir..bekliyorum..
Bağlantı

23/1/2007 - Teşekkür...

Yazan: islamfelsefesi
Yaptığınız gerek kitap tanıtımları gerekse alıntılar bence internet ve blog dünyasındaki büyük bir açığı dolduruyor. Emeğinize sağlık...
Bağlantı

19/11/2006 - ihlas

Yazan: maviyanim
cogul olan karanlik ve tekil olan "nur" ..

tesekkurler
selam ile
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Aşk, vecd ve istiğrak hâli öyle bir ummandır ki ancak ehline mâlum olan bir cilve-i Rabbânî'dir. Yine bu sır ilminden bir kısmını, rumuzlu bir şekilde de olsa satırlara aksettiren Muhyiddîn ibn Arabî'ye, ehlullâh büyük değer vermiş, ifâdelerinin derûnundaki kâbına varılmaz sırların hakîkatlerini seyretmişler, onu "Şeyh-i Ekber" diye yâd etmişlerdir. Bâtınî âlemden uzakta olanlarsa bu nükteyi çözemedikleri için, onu küfürle ithâm etmişlerdir. Eğer sırlara tahammül edecek dost ve sırdaş bulunmazsa, susmak evlâdır. Çünkü herkese aklının erebileceği ölçüde söz söylemek gerekir. Yoksa hâlden anlamayana hikmet ve mârifetten bahsetmek, hakîkate zulmetmektir. Bu itibarla Muhyiddîn ibn Arabî -kuddise sirruh-: "Hâlimize âşinâ olmayanlar, eserlerimizi okumasınlar." buyurmuştur. (Osman Nuri Topbaş, İmandan İhsana Tasavvuf, syf 364)

Kategoriler

  • Altin Ogutler
  • Dergilerden
  • Editorun notu
  • Hakkinda
  • Hayati
  • Kitap
  • Risaleler