"Varlıklar gelir, İlahî isimlere ayna olur, görünür ve yiterler."

19/2/2006 - Bir âşık olarak İbn Arabî

Kategori: Dergilerden

 

İnsanın sevgilisi Allah veya herhangi bir insan olursa o zaman sevgi, âşığı kuşatır. Bunların dışındaki hiçbir sevgi insanı tamamen kuşatmaz. Böyle diyoruz çünkü özüyle insan, kendi sûretinde olan biri hariç, hiçbir şeyin karşısında duramaz. İnsan bir kişiyi sevdiğinde artık kendisinde sevgilisininkine benzemeyen hiçbir yön yoktur. Kendini ayık tutacak hiçbir şey kalmaz. Onun dışı sevgilisinin dışıyla, içi sevgilisinin içiyle mest olur. Allah’ın kendisini ‘Zâhir ve Bâtın’ (57:3) diye adlandırdığını duymadınız mı? Böylece insan kâinata ait bir şekil, bir sûret severse ancak ona uygun bir benzerlikle karşılık görür. Zâtının geri kalanı meşguliyetiyle ayık kalır. İnsanın Allah’a duyduğu aşkla tamamen kuşatılmasına gelince, bunun nedeni de onun, Allah’ın sûreti üzere yaratılmasıdır. Bundan dolayı İlâhî Varlığın karşısında eksiksiz kişiliğiyle durur; çünkü tüm ilâhî isimler onda tecelli eder.

Sevgili Allah olunca, o bu aşkta diğer bir insana karşı duyduğu aşka göre çok daha fazla yok olur: Çünkü bir insanı severken sevgilisi onunla olmayınca, sevgisi yok olur. Oysa sevgilisi Allah ise her zaman O’nunla beraberdir. Sevgiliyi görmek, vücudu besleyen ve büyüten bir gıda gibidir. Sevgiliye temas ettikçe sevgisi de o kadar artar.

 

Âşıklara özgü bu durumdan dolayı onlar, O’nu seyretmeye doyamazlar. Yanan arzuları, şevkleri onlardan asla alınmaz. Onu müşahede ettikçe, O’na duyulan kavuşma arzusunda erimeye başlarlar. Bu da âşıklara Allah katından bir hediyedir.

Eğer âşığın sevgisinde herhangi bir akıl kırıntısı kalmışsa o akıl, aşığı Sevgilisinden alıkoyar, başkasını düşünmeye fırsat verir. Bu sevgi saf ve gerçek değil ancak nefsindendir. Bir sûfi şöyle demiştir: Akıl ile irade edilen sevgide hayır yoktur. (Fütuhat II 325.25)

 

William C. Chittick, Bir âşık olarak İbn Arabi, Keşkül -Sûfi Gelenek ve Hayat- Dergisi, 2. sayı

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2007-05-11 12:24:21 - aşkın hem sebebi hem de engeli..bedenlerimiz..!

Yazan: okan zengin
sevmeye bedenlerden başlarız da aşk yolculuğumuz gönüller durağında biter..bedenlerden başlayan aşk yolunda eğer bedenden ayrılamamışsak sevgilinin bizden bıkması kaçınılmazdır.çünkü sevgili bizi gerçek aşka götüren bir vasıtadır..vasıtanın gaye olması yaratılışa aykırıdır..bunun farkında olmadan sevenlerin bir müddet sonra sevilmediğini hissetmesi karşısında bunalımlara girdiği görülür ve sevgiliden şüpheler hasıl olur..kadın sevildikçe kendi üzerinden manevi aşka geçişin yapılmasını bekler.çünkü kadın herşeyin farkında olarak yaratılmıştır..kadın kitabını okumayan erkeklerin mutlu ve huzurlu olması mümkün olmaz birtürlü...bedenler aşkların elbisesidir aslında..elbiseden sahibine geçiş yapmayanların kaybedeceği belli değil midir?dikat çekmek için giyilen elbiseye aşık olanların aşklarında samimi oldukları nerden belli olacaktır..kendini bekleyen kalbi bekletenler hiçbir zaman rahat yüzü görmezler..bedenlerimiz..hem aşkımızın sebebi..hem de engelidir..hadi yeniden başlayalım sevmeye..
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Aşk, vecd ve istiğrak hâli öyle bir ummandır ki ancak ehline mâlum olan bir cilve-i Rabbânî'dir. Yine bu sır ilminden bir kısmını, rumuzlu bir şekilde de olsa satırlara aksettiren Muhyiddîn ibn Arabî'ye, ehlullâh büyük değer vermiş, ifâdelerinin derûnundaki kâbına varılmaz sırların hakîkatlerini seyretmişler, onu "Şeyh-i Ekber" diye yâd etmişlerdir. Bâtınî âlemden uzakta olanlarsa bu nükteyi çözemedikleri için, onu küfürle ithâm etmişlerdir. Eğer sırlara tahammül edecek dost ve sırdaş

Kategoriler